iÇ referanslı mısınız, dış referanslı mı? Kararlarınızı neye göre veriyorsunuz, başkalarının söyledikleri ile mi harekete geçiyorsunuz yoksa içsel kararlarınız yeterli oluyor mu?
Bir işe başlamadan önce sizi tetikleyen genellikle ne oluyor? Motivasyonunuzu bozan dış dünyanın kendisi mi yoksa siz misiniz?
Kaç kişi size zayıflayamayacağmızı söyledi..?
Aşağıda bir insanın neler yapabileceği ile ilgili duyduğum en güzel hikayelerden birini bulacaksınız:
Küçük bir kasabada, yıllardır yapılan bir yarışma varmış: Yağmur sonrası, kaygan zeminde zirveye tırmanma. Ama bilirler-miş ki yalnızca en çevik ve en güçlü olan bu zirveye tırmanabilirmiş. Kazanana bir yıl boyunca yetecek erzak ve vara ödülü verilirmiş.
Kasabadan geçmekte olan yaşlıca bir adam ilanı okumuş. Ne kaybedebileceğini düşünüp yarışmaya katılmaya karar vermiş. Zirvenin eteğinde kalabalık bir halk yarışmanın başlamasını bekliyormuş. Yaşlıca adam gidip yarışmacıların arasına katılmış. Derken büyük bir coşku ile yarışma başlamış. Herkes aceleci bir şekilde yukarı tırmanıyormuş. Derken bir iki kişi aşağı yuvarlanmış. Diğerleri tırmanmaya devam ediyormuş.
Yuvarlanan kişiler de kalabalığın içersine katılıp daha yüksek sesle bağırıyorlarmış.
“Toprak çok kaygan, yukarıya tırmanmak neredeyse imkansız. Vazgeçin! Tırmanmak imkansız vazgeçin!”
Her yuvarlanan, daha fazla kalabalıklık oluşturup, işin zorluğundan bahsetmekten başka bir şey yapmıyormuş.
“.Hey çok zor, geri dönün! Bir yerlerinizi inciteceksiniz, geri dönün!”
Yuvarlananların sayısı gittikçe artmaya başlamış. Zirveye tırmanan sadece 2 kişi kalmış. Biri bizim yaşlı ihtiyar diğeri de genç bir delikanlı. Derken delikanlı da aşağıya yuvarlanmış. Şaşkınlıkla yaşlı adamın sakin bir şekilde yukarıya tırmanmasını izliyorlarmış. “Nasıl olabilir ki? Bu imkansız!” diye düşü-nüyorlarmış. Herkes daha yüksek sesle inmesini yoksa öleceğini tekrarlıyormuş. Ama adam hiçbirine aldırış etmeden zirveye kolayca tırmanıvermiş. Herkes hayretler içinde kalmış. Kalabalığı büyük bir sessizlik sardıktan sonra, gürültülü bir alkış kopmuş.
Yaşlı adam aşağıya indiğinde koşarak yanma gitmişler. Bir kaç muhabir merakla adama sormuş.
“Aman Tanrım! Bunu nasıl başardınız? Sizin yaşınızda bir
adamın bunu başarması imkansız…”
……… (adamdan hiçbir ses çıkmamış.)
Muhabir sorusunu yinelemiş.
“Sizin yaşmızdaki bir adam, böyle zor bir yarışı kazanmayı nasıl başardı merak ediyoruz?”
……… (adamdan yine hiçbir ses çıkmamış.)
Kalabalık şaşkın bir halde adama bakarken, adam elleri ile işaret etmeye başlamış.
“SAĞIRIM BEN!”
Peki siz dış dünyaya karşı ne kadar sağırsınız?
İki kulağınızı da açmış, insanların ne söylediğini mi dinliyorsunuz? Bugüne kadar size neler söylediler, doymadınız mı bunlara? Bugüne kadar şişmanlığın kaderimiz olduğunu dinledik, kilo vermenin ne kadar zor olduğunu, çok istesek de başarmanın çok zor olduğunu, hayalimizde bir şeyleri canlandırmanın hayal kırıklığı ile sonlanacağım öğrendik. Read the rest of this entry »